İnsanın OEE’si: TPM’den Samadhi’ye

(English Below)

6 yıllık bir yoga pratiği olan ve yaklaşık 20 yıllık bir mühendis olarak, yalın kültürün araçları ile yoganın araçlarında ciddi benzerlikler görüyorum. Operasyonel mükemmellik yolunda uygulanan yalın üretim adımlarının, kadim yoga bilgeliğinde insan farkındalığı, zihni, nefesi ve bedeni için de karşılıklarını görmek ve bunu bir anlamda matematikleştirebilmek bana ilham veriyor.

Yalın düşüncede amacımız, sistemi daha iyi hale getirmek. Bunun için kayıpları görünür hale getiriyor, ortadan kaldırıyor, standartlaştırıyor ve sistemin doğru çalışması için gerekli koşulları oluşturuyoruz.

TPM’de ise ekipmanın sadece bozulduğunda tamir edilmesini değil, bozulmadan önce bakımının yapılmasını, anormalliklerin erkenden fark edilmesini ve ekipmanın sürdürülebilir şekilde çalışmasını hedefliyoruz.

OEE ile de ekipmanın ne kadar kullanılabilir olduğunu, sahip olduğu kapasiteyi ne kadar iyi kullandığını ve ortaya çıkan çıktının kalitesini ölçüyoruz.

Peki ya insan?

İnsan da aslında oldukça karmaşık bir sistem. Beden, nefes, zihin ve farkındalık sürekli birbirleriyle etkileşim halinde.

Ama modern yaşamda bu sistemin bakımını ne kadar yapıyoruz?

• Uykusuzluk
• Stres
• Bilgi bombardımanı
• Sürekli bildirimler
• Ekranlar
• Çoklu görevler
• Kesintiler
• Sürekli bir şeylere yetişme hali

Bir makinenin bakımını aksattığımızda performansının düşmesini, arızalanmasını veya beklenmedik şekilde durmasını normal karşılarız. Peki insan sisteminde benzer sinyaller ortaya çıktığında ne yapıyoruz?

Elbette insan makine değil. Fakat oldukça karmaşık olan bu sistem daha fazlasını hak etmiyor mu?

Belki de burada kendimize şu soruyu sorabiliriz:

İnsanın OEE’si nedir?


OEE’yi insana uyarlamak

OEE’yi üç temel bileşen üzerinden değerlendiriyoruz:

Kullanılabilirlik × Performans × Kalite

Bir ekipmanın ne kadar süre kullanılabilir olduğunu, çalıştığı zaman kapasitesini ne kadar iyi kullandığını ve ürettiği çıktının ne kadar kaliteli olduğunu anlamaya çalışıyoruz.

Bunu insan sistemi üzerinden düşünürsek:

Kullanılabilirlik

“Gerçekten burada mıyım?”

İnsanın fiziksel olarak sistemin başında olması, zihinsel olarak da orada olduğu anlamına gelmeyebilir. Uyku, yorgunluk, stres, dikkat dağınıklığı ve sürekli bölünmeler, insan sisteminin kullanılabilirliğini doğrudan etkileyebilir.

Performans

“Sahip olduğum kapasiteyi ne kadar iyi kullanabiliyorum?”

Burada yalnızca ne kadar hızlı çalıştığımızdan bahsetmiyoruz. Dikkatimizi ne kadar sürdürebildiğimiz, ne kadar net düşünebildiğimiz, karar verme kapasitemiz ve sahip olduğumuz enerjiyi nasıl kullandığımız da performansın bir parçası.

Kalite

“Düşüncelerimin, kararlarımın ve eylemlerimin kalitesi ne?”

Çok şey yapmak ile doğru şeyi yapmak aynı şey değil. Yüksek hızda çalışmak, yüksek kaliteli bir sistem anlamına gelmeyebilir.

Burada amacın sistemi daha fazla çalıştırmak olarak algılanmamasını özellikle belirtmekte fayda var. Amacımız, keskin bir farkındalık ve dikkat ile sistemi kullanarak en az yıpranmayı sağlamak. Yani daha fazla çıktı değil; daha bilinçli, daha kaliteli ve daha sürdürülebilir çıktı.


TPM — İnsan sisteminin bakımı

Makinelerin TPM’ye ihtiyacı varsa, insan sisteminin neye ihtiyacı var?

TPM yalnızca bozulan ekipmanı tamir etmek değildir. Amaç; ekipmanın güvenilir, kararlı, öngörülebilir ve sürdürülebilir şekilde çalışmasını sağlamaktır.

Bunun için:

✓ Önleyici bakım yapılır.
✓ Anormallikler erkenden fark edilir.
✓ Otonom ve planlı bakım sistemleri oluşturulur.
✓ Kayıplar analiz edilir ve ortadan kaldırılır.
✓ Standartlar oluşturulur.
✓ İnsanlar eğitilir.
✓ Güvenlik sağlanır.
✓ Sürekli iyileştirme yapılır.
✓ Sistemin tamamı bu sürece dahil edilir.

Ve sonunda hedef oldukça nettir:

Sıfır Arıza.
Sıfır Hata.
Sıfır Kaza.

Ekipman olarak insanı bir sistem gibi düşünseydik, TPM bizim için ne anlama gelirdi?


İnsan sistemi neden “bakıma” ihtiyaç duyuyor?

Bir makinenin sürekli kapasitesinin üzerinde çalıştırılması, bakımının yapılmaması veya anormalliklerinin göz ardı edilmesi nasıl sonuçlara yol açıyorsa, insan sistemi için de benzer bir durum söz konusu.

Modern hayat bizi çoğu zaman kapasitemizin sınırında çalışmaya, daha az uyumaya, daha fazla bilgi tüketmeye ve sürekli uyarılmaya itiyor.

Üstelik çoğu zaman sistemin verdiği sinyalleri de görmezden geliyoruz.

• Yorgunluk
• Gerilim
• Dikkat dağınıklığı
• Sabırsızlık
• Tahammülsüzlük
• Zihinsel bulanıklık

Beden bir makine değil ama bakım, toparlanma ve düzenlemeye ihtiyacı var.

Yalın düşünce açısından baktığımızda belki de önce şu soruyu sorardık:

Sistemin doğru çalışması için hangi koşulların oluşması gerekiyor?

Yoga ise çok uzun zamandır başka bir dille benzer bir soruyu soruyor:

Beden nasıl hazırlanır?

Nefes nasıl düzenlenir?

Duyular nasıl yönetilir?

Dikkat nasıl geliştirilir?

Zihin nasıl sakinleşir?

Ve insan kendi zihnini nasıl daha net gözlemleyebilir?


Kriya ve 5S — Sistemi hazırlamak

Yalın düşüncede 5S ile çalışma ortamını gereksiz olandan arındırır, düzenler, temizler, standardize eder ve sürdürülebilir hale getiririz.

Ayıkla → Düzenle → Temizle → Standardize Et → Sürdür

Amaç, çalışma ortamını kararlı ve gerektiğinde çalışmaya hazır hale getirmektir.

Yoga geleneğinde ise Kriya, bilinçli eylem ve arındırıcı uygulamalar üzerinden insan sistemini hazırlamaya yönelik bir yaklaşım olarak karşımıza çıkar.

Sivananda geleneğinde yer alan Shat Kriya uygulamalarından bazıları:

Neti → Dhauti → Nauli → Basti → Trataka → Kapalabhati

Burada birebir bir araç eşleştirmesi yapmak elbette doğru olmaz. Ancak iki yaklaşımın altında ortak bir düşünce görüyorum:

Önce temel koşulları oluştur. Sonra iyileştir.

Bir sistemi çalışmaya hazırlamadan ondan sürdürülebilir bir performans beklemek ne kadar anlamlı?


TPM’den Yoga’nın 8 basamağına

Ama temizlemek, arındırmak ya da düzenlemek tek başına yeterli değildir. Yetkin bir çalışma ortamı için TPM gerektiği gibi, yetkin bir insan sistemi için de Patanjali’nin 8 basamaklı yogası devreye girer.

Burada küçük ama önemli bir ayrım da yapmak gerekiyor: Kriya, Patanjali’nin sekiz uzvundan biri değildir. Bu yazıda Kriya’yı, özellikle Sivananda geleneğindeki arındırıcı ve hazırlayıcı uygulamalar bağlamında, sekiz basamağa geçişten önceki bir hazırlık olarak ele alıyorum.

Patanjali’nin sekiz basamağı:

Yama → Niyama → Asana → Pranayama → Pratyahara → Dharana → Dhyana → Samadhi

Bunu yalın düşünce dili ile okursak, ilginç bir ilerleme görüyoruz:

kararlılık → hazırlık → düzenleme → dikkat → farkındalık → idrak

Ve belki de İnsanın OEE’si tam olarak bu yolculukta karşımıza çıkıyor.


Sekiz basamak = İnsanın OEE’si yolculuğu

1. Yama ve Niyama — Çalışma prensipleri

Bir şeyi iyileştirmeye başlamadan önce bir çalışma felsefesine ihtiyacımız var.

Yalın düşüncede de araçlardan önce prensipler gelir.

Yama ve Niyama’yı bu açıdan insan sisteminin çalışma felsefesi ve temel prensipleri olarak düşünebiliriz.

Nasıl bir sistem olmak istiyoruz?

Nasıl davranmak istiyoruz?

Kendimizle, çevremizle ve diğer insanlarla nasıl bir ilişki kurmak istiyoruz?

Bunlar sistemin temel çalışma prensiplerini oluşturuyor.

Yama ve Niyama’nın detayları için Patanjali Yoga Sutraları’na ayrıca bakılabilir.

2. Kriya — Sistemi hazırlamak

Sistemin önündeki gereksizliği azalt.

Temel koşulları oluştur.

Çalışmaya hazırlan.

Yalın diliyle söylersek:

5S ile gerekli çalışma ortamını hazırla ve sürekli iyileştirmeyi bu yolla sürdürülebilir kıl.

Kriya’yı da insan sisteminin fiziksel ve zihinsel olarak çalışmaya hazırlanması açısından düşünebiliriz.

3. Asana — Fiziksel stabilite

Beden sistemin en önemli altyapısı. Güç, hareketlilik, denge ve kararlılık geliştiriyoruz.

Arıza oluşmadan yapılan önleyici bakım gibi de düşünülebilir.

Ama burada önemli olan bunun bir defalık bir uygulama değil, düzenli bir pratik olması.

4. Pranayama — Sistemin regulasüyonu

Nefes, insan sisteminin en ilginç parçalarından biri.

Bir yandan otomatik olarak devam ederken, diğer yandan bilinçli olarak etkileyebildiğimiz bir süreç.

Nefesi gözlemlemek ve değiştirmek, fizyolojik durumumuzu da etkileyebilir.

Yani artık sadece sistemin çalışmasını değil, hangi durumda çalıştığını da öğrenmeye başlıyoruz.

TPM’deki erken anormallik tespiti gibi düşünülebilir.

Sistemin verdiği sinyalleri fark etmek.

Sistemin durumunu gözlemlemek.

Gerekirse müdahale etmek.

Daha ileri seviye Pranayama uygulamaları ise kişinin kendi sistemini gözlemleme, düzenleme ve dikkatini geliştirme becerisine farklı bir boyut kazandırabilir.

5. Pratyahara — Gereksiz girdileri azaltmak

Modern insanın en büyük problemlerinden biri belki de sürekli maruz kaldığımız uyaranlar.

• Telefon
• Bildirimler
• Sosyal medya
• E-postalar
• Haberler
• Reklamlar
• Sürekli yeni bilgiler

Ve bütün bunların zihnimizde yarattığı hareket.

Pratyahara geleneksel olarak duyuların dış nesnelerden geri çekilmesi olarak açıklanır.

Modern dünyada bunu biraz farklı bir soruyla ele alabiliriz:

Her dış uyaranın zihnimizde bir olaya dönüşmesine izin vermek zorunda mıyız?

Yalın düşüncede gereksiz süreç adımlarını ortadan kaldırıyoruz.

İnsanın zihinsel sisteminde de gereksiz girdileri azaltmak benzer bir etki yaratabilir.

Bu noktada Muda, Muri ve Mura kavramlarını insan sistemi üzerinden düşünmek oldukça ilginç hale geliyor.

◆ Muda — İsraf

Gereksiz düşünceler, sürekli düşünmek, gereksiz tepkiler, sonsuz kaydırma, gereksiz bilgi tüketimi.

◆ Muri — Aşırı yük

Kapasitenin üzerinde çoklu görev, kronik stres, bilgi bombardımanı, yeterli toparlanma olmadan sürekli yüksek tempoda çalışma.

◆ Mura — Düzensizlik

Yoğun çalışma → tükenme → toparlanma → tekrar yoğun çalışma.

Düzensiz uyku.

Dalgalanan dikkat.

Bir gün çok yüksek performans gösterip ertesi gün tamamen tükenmiş olmak.

Belki de bazen “üretkenlik problemi” olarak gördüğümüz şey aslında bir sistem problemi.

6. Dharana — Dikkati toplamak

Gereksiz girdileri azalttığımızda sırada dikkati eğitmek var.

Dharana, dikkatin belirli bir noktaya yönlendirilmesi ve orada tutulması ile ilişkilidir.

Bir sistem, kaynaklarını sürekli farklı yönlere dağıtıyorsa kararlı performans gösteremez. Bunun için eğitilmesi, yani dikkatinin terbiye edilmesi son derece önemli.

TPM’de ekipmanın doğru şekilde çalışması için insanın yetkinliği ve eğitimi ne kadar önemliyse, insan sisteminde de dikkatin eğitilmesi benzer şekilde düşünülebilir.

7. Dhyana — Süreklilik

Dikkati sürekli yeniden toplamak yerine, dikkat akmaya başlıyor.

Daha az kesinti.

Daha az geçiş.

Daha az zihinsel sürtünme.

Daha fazla süreklilik.

Üretimde akış dediğimiz şeyin zihinsel bir karşılığı olabilir mi?

Belki de:

Dikkatin akışı.

Bir üretim hattında akışın önündeki duruşları ve kesintileri azaltmaya çalışıyoruz.

İnsan sisteminde de dikkatin sürekli bölünmesi benzer bir “duruş” yaratıyor olabilir.

Ve böylece sıfır arıza, sıfır hata ve sıfır duruş kavramlarına daha da yaklaşıyoruz.

8. Samadhi — “Sıfır arıza” hali

TPM’nin hedeflerinden biri sıfır arıza.

Peki insan sistemindeki karşılığı ne olabilir?

İnsanın hiç yorulmaması mı?

Hiç hata yapmaması mı?

Sürekli üretken olması mı?

Bence değil.

Belki de burada karşılığını dikkatin sürekli parçalanmaması üzerinden düşünebiliriz.

Modern dünyada “flow” olarak tanımladığımız durumda kişi yaptığı işe tamamen odaklanır. Dikkatin sürekli başka düşünceler, bildirimler veya uyaranlar tarafından bölünmesi azalır.

Patanjali Yoga Sutraları’nın ilk sutralarından biri şöyle der:

Yogaś citta-vṛtti-nirodhaḥ

Yani kabaca, yoga zihindeki dalgalanmaların durulması veya kontrol altına alınmasıdır.

Samadhi’yi burada, modern bir metaforla, dikkatin “sıfır arıza” hali olarak düşünebiliriz.

Buradaki “arıza”, bedenin bozulması değil. Zihnin sürekli:

düşünce → dikkat dağılması → tepki → başka düşünce → başka uyaran

şeklinde bölünmesi.

Dikkatin kesintisiz ve berrak hale gelmesi.

Belki de İnsanın OEE’sinin nihai hedefi daha fazla şey yapmak değil.

Daha az zihinsel kırılma ile daha keskin bir farkındalık hali.


İnsanın OEE’si nedir?

Belki de İnsanın OEE’si yeni bir üretkenlik metriği değildir.

Daha çok kendimize sorduğumuz birkaç temel soru olabilir:

Kullanılabilirlik:
Gerçekten burada mıyım?

Performans:
Dikkatimi sürdürebiliyor ve kapasitemi kullanabiliyor muyum?

Kalite:
Görebiliyor, ayırt edebiliyor ve doğru şekilde hareket edebiliyor muyum?

Amaç maksimum çıktı değil.

Maksimum farkındalık.

Çünkü yüksek çıktı her zaman iyi akış anlamına gelmiyor.

Bazen çok hızlı çalışıyoruz ama sistem sürekli duraksamaya uğruyor.

Bazen çok şey yapıyoruz ama aslında önemli olanı göremiyoruz.

Bazen çok meşgulüz ama gerçekten üretken değiliz.


Ama insan makine değildir

Bu benzetmenin bir sınırı olduğunu da unutmamak gerekiyor.

İnsan bir makine değildir.

Makineler belirli bir çıktıyı üretmek üzere tasarlanır.

İnsan ise değişir.

Öğrenir.

Uyum sağlar.

Hisseder.

Düşünür.

Ve en önemlisi, kendi sistemini gözlemleyebilir.

Dolayısıyla burada amaç insanı daha verimli bir makineye dönüştürmek değil.

İnsanı bir sistem olarak anlamaya çalışmak.

Bedenimizi, nefesimizi, dikkatimizi, zihnimizi ve farkındalığımızı nasıl kullandığımızı görmek.

Belki de asıl mesele, insanı daha fazla çalıştırmak değil;

kendi sistemini daha iyi tanıyan bir insanın, daha doğru çalışabilmesini sağlamak.


İnsan Operasyonel Mükemmelliği

Belki de fabrikalarda yalın düşünceyi uygularken başka bir sistemi biraz gözden kaçırıyoruz.

İnsan.

Önleyici bakım yapıyoruz.

Otomasyon yatırımları yapıyoruz.

Digitalizasyon ve AI projeleri gerçekleştiriyoruz.

Süreçleri iyileştiriyoruz.

Gerçek zamanlı verileri takip ediyoruz.

Ama bütün bu sistemlerin üzerinde çalışan insanın kendi sistemini ne kadar iyi kullandığını ne kadar düşünüyoruz?

Çünkü hiçbir teknoloji;

dikkat eden → düşünen → karar veren → öğrenen → adapte olan

bir insanın yerini tamamen alamaz.

Bir üretim hattının ekipmanını görmezden gelip kararlı performans beklemeyiz.

Belki insanlardan da kendi sistemlerini görmezden gelerek sürdürülebilir performans beklememeliyiz.

Belki yöneticiler olarak sormamız gereken soru:

“Çalışanlardan nasıl en yüksek performansı alabilirim?”

değil.

Bunun yerine:

“Onların kendi farkındalık ve idraklerinin en yüksek seviyesinde görevlerini yerine getirebilmeleri için ne yapabilirim?”

diye sormak olabilir.

Çünkü dikkat eden → düşünen → karar veren → öğrenen → adapte olan insan, bir işletmede sürekli iyileştirmenin ve dolayısıyla operasyonel mükemmelliğin geliştirilmesi için en kıymetli yatırımdır.

Ve bu yatırım bireyin kendi gelişimi yoluyla yapıldığında, hem birey hem de işletme için gerçek bir kazan-kazan yaratabilir.

Belki de bu yüzden İnsanın OEE’si üzerine biraz daha düşünmekte fayda var.

Ve belki de gerçek Operasyonel Mükemmellik, daha fazlasını yapmak değil.

Gerçekten neyin yapılması gerektiğini görebilecek kadar netleşmektir.

Bunun için doğru zihniyet ve kültürü yaratmanın yolu ise, bireye daha fazla yatırım yapmaktan geçiyordur.

HUMAN OEE

Human OEE: From TPM to Samadhi

As someone with six years of yoga practice and almost 20 years of engineering experience, I see strong similarities between the tools of Lean culture and the tools of yoga. On the journey towards operational excellence, I find it inspiring to see how the principles we apply in Lean manufacturing can also have counterparts in the ancient wisdom of yoga — this time in relation to human awareness, mind, breath and body — and to explore whether we can, in a sense, put this into a mathematical framework.

In Lean thinking, our aim is to make the system better. We make losses visible, eliminate them, standardise the way we work, and create the conditions needed for the system to operate correctly.

In TPM, we aim not only to repair equipment when it breaks down, but to maintain it before failure occurs, identify abnormalities early, and ensure that the equipment operates sustainably.

With OEE, we measure how available a piece of equipment is, how well it uses its available capacity, and the quality of the output it produces.

But what about humans?

A human being is also a highly complex system. The body, breath, mind and awareness are continuously interacting with one another.

But how well do we maintain this system in modern life?

• Lack of sleep
• Stress
• Information overload
• Constant notifications
• Screens
• Multitasking
• Interruptions
• The constant feeling of having to keep up

When we neglect the maintenance of a machine, we accept that its performance may decline, that it may break down, or that it may stop unexpectedly. But what do we do when similar signals appear in the human system?

Of course, humans are not machines. But doesn’t such a complex system deserve more attention?

Perhaps we can ask ourselves:

What is Human OEE?


Adapting OEE to the Human

We evaluate OEE through three fundamental components:

Availability × Performance × Quality

We try to understand how long a piece of equipment is available, how well it uses its capacity while operating, and how good the quality of its output is.

If we think about this through the human system:

Availability

“Am I really here?”

Being physically present at the system does not necessarily mean that we are mentally present. Sleep, fatigue, stress, distraction and constant interruptions can directly affect the availability of the human system.

Performance

“How well am I able to use the capacity I have?”

This is not simply about how fast we work. How long we can sustain our attention, how clearly we can think, our decision-making capacity, and how we use our available energy are also part of performance.

Quality

“What is the quality of my thoughts, decisions and actions?”

Doing many things is not the same as doing the right thing. Working at high speed does not necessarily mean that we have a high-quality system.

It is worth making it clear here that the aim is not to make the system work more. The aim is to use the system with sharp awareness and attention, while minimising wear and tear.

In other words, not more output;

but more conscious, higher-quality and more sustainable output.


TPM — Maintaining the Human System

If machines need TPM, what does the human system need?

TPM is not simply about repairing broken equipment. The aim is to ensure that equipment operates reliably, consistently, predictably and sustainably.

For this:

✓ Preventive maintenance is carried out.
✓ Abnormalities are identified early.
✓ Autonomous and planned maintenance systems are established.
✓ Losses are analysed and eliminated.
✓ Standards are created.
✓ People are trained.
✓ Safety is ensured.
✓ Continuous improvement is carried out.
✓ The whole system is involved in the process.

And ultimately, the targets are very clear:

Zero Breakdown.
Zero Defect.
Zero Accident.

If we were to think of the human as a system in terms of equipment, what would TPM mean for us?


Why Does the Human System Need “Maintenance”?

Just as continuously operating a machine beyond its capacity, neglecting its maintenance or ignoring its abnormalities can lead to consequences, the same can be true for the human system.

Modern life often pushes us to operate at the limits of our capacity, sleep less, consume more information and remain constantly stimulated.

And most of the time, we ignore the signals the system is giving us.

• Fatigue
• Tension
• Lack of concentration
• Impatience
• Irritability
• Mental fog

The body is not a machine, but it does need maintenance, recovery and regulation.

From a Lean thinking perspective, perhaps the first question we would ask is:

What conditions need to be created for the system to operate correctly?

Yoga has been asking a similar question for a very long time, in a different language:

How do we prepare the body?
How do we regulate the breath?
How do we manage the senses?
How do we develop attention?
How does the mind become calmer?
And how can a person observe their own mind more clearly?


Kriya and 5S — Preparing the System

In Lean thinking, through 5S we remove what is unnecessary from the workplace, organise, clean, standardise and sustain it.

Sort → Set in Order → Shine → Standardise → Sustain

The aim is to make the workplace stable and ready to operate when needed.

In the yoga tradition, Kriya can be understood as an approach to preparing the human system through conscious action and cleansing practices.

Some of the Shat Kriya practices found in the Sivananda tradition include:

Neti → Dhauti → Nauli → Basti → Trataka → Kapalabhati

Of course, it would not be right to create a one-to-one mapping between the tools. But I see a common idea underneath both approaches:

First create the basic conditions. Then improve.

How meaningful is it to expect sustainable performance from a system before preparing it to operate?


From TPM to the Eight Limbs of Yoga

But cleaning, purifying or organising alone is not enough. Just as TPM is needed for a capable working environment, Patanjali’s eight-limbed path of yoga can be seen as another layer for developing a capable human system.

There is also a small but important distinction to make here: Kriya is not one of Patanjali’s eight limbs. In this article, I am looking at Kriya, particularly the cleansing and preparatory practices found in the Sivananda tradition, as a preparation before moving into the eight limbs.

Patanjali’s eight limbs are:

Yama → Niyama → Asana → Pranayama → Pratyahara → Dharana → Dhyana → Samadhi

If we read this through the language of Lean thinking, we can see an interesting progression:

stability → preparation → organisation → attention → awareness → insight

And perhaps Human OEE appears precisely along this journey.


Eight Limbs = The Human OEE Journey

1. Yama and Niyama — Working Principles

Before we start improving something, we need a philosophy for how we work.

In Lean thinking, principles come before tools.

From this perspective, we can think of Yama and Niyama as the working philosophy and fundamental principles of the human system.

What kind of system do we want to be?

How do we want to behave?

How do we want to relate to ourselves, to our environment and to other people?

These form the basic operating principles of the system.

For more detail on Yama and Niyama, Patanjali’s Yoga Sutras can be explored separately.

2. Kriya — Preparing the System

Reduce what is unnecessary in the system.

Create the basic conditions.

Prepare to operate.

In Lean language:

Prepare the necessary working environment through 5S and make continuous improvement sustainable through it.

Kriya can similarly be viewed in terms of preparing the human system physically and mentally to operate.

3. Asana — Physical Stability

The body is one of the most important foundations of the system.

We develop strength, mobility, balance and stability.

It can also be viewed as preventive maintenance carried out before a breakdown occurs.

But what matters here is that it is not a one-off activity. It is a regular practice.

4. Pranayama — Regulating the System

The breath is one of the most interesting parts of the human system.

On one hand, it continues automatically. On the other, it is a process we can consciously influence.

Observing and changing the breath can also influence our physiological state.

We are no longer looking only at whether the system is operating, but also at the state in which it is operating.

It can be thought of as similar to early abnormality detection in TPM.

Notice the signals the system is giving us.

Observe the state of the system.

Intervene when necessary.

More advanced Pranayama practices can take this a step further, developing the ability to observe and regulate one’s own system and cultivate attention.

5. Pratyahara — Reducing Unnecessary Inputs

One of the biggest challenges for modern humans may be the constant exposure to stimuli.

• Phones
• Notifications
• Social media
• Emails
• News
• Advertising
• Constant new information

And all the movement these create in our minds.

Pratyahara is traditionally described as the withdrawal of the senses from external objects.

In the modern world, we could approach it through a slightly different question:

Do we have to allow every external stimulus to become an event in our minds?

In Lean thinking, we eliminate unnecessary process steps.

In the human mental system, reducing unnecessary inputs may create a similar effect.

At this point, the concepts of Muda, Muri and Mura become particularly interesting when we look at them through the human system.

◆ Muda — Waste

Unnecessary thoughts, overthinking, unnecessary reactions, endless scrolling, unnecessary consumption of information.

◆ Muri — Overburden

Multitasking beyond our capacity, chronic stress, information overload, continuously working at a high pace without sufficient recovery.

◆ Mura — Unevenness

Intense work → exhaustion → recovery → intense work again.

Irregular sleep.

Fluctuating attention.

Being highly productive one day and completely depleted the next.

Perhaps what we sometimes see as a “productivity problem” is actually a system problem.

6. Dharana — Gathering Attention

Once we reduce unnecessary inputs, the next step is to train attention.

Dharana is associated with directing attention towards a particular point and holding it there.

A system cannot maintain stable performance if its resources are constantly being distributed in different directions. It needs to be trained — and the same can be said for attention.

Just as people’s competence and training are essential for equipment to operate correctly in TPM, the training of attention can be viewed in a similar way within the human system.

7. Dhyana — Continuity

Instead of constantly bringing our attention back, attention begins to flow.

Less interruption.

Less switching.

Less mental friction.

More continuity.

Could there be a mental equivalent of what we call flow in production?

Perhaps:

The flow of attention.

In a production line, we try to reduce the stoppages and interruptions that stand in the way of flow.

In the human system, constant fragmentation of attention may create a similar kind of “stoppage”.

And this brings us even closer to the ideas of zero breakdown, zero defect and zero stoppage.

8. Samadhi — The “Zero Breakdown” State

One of the targets of TPM is zero breakdown.

So what could its equivalent be in the human system?

Never getting tired?

Never making a mistake?

Being constantly productive?

I don’t think so.

Perhaps we can look at it instead through the idea of attention not being constantly fragmented.

In what we describe as “flow” in the modern world, a person becomes completely absorbed in what they are doing. The constant interruption of attention by other thoughts, notifications or stimuli decreases.

One of the first sutras of Patanjali’s Yoga Sutras says:

Yogaś citta-vṛtti-nirodhaḥ

Broadly speaking, the settling or restraint of the fluctuations of the mind.

Here, we can think of Samadhi, as a modern metaphor, as the “zero breakdown” state of attention.

The “breakdown” here is not the body failing.

It is the mind continuously fragmenting through:

thought → distraction → reaction → another thought → another stimulus

Attention becoming continuous and clear.

Perhaps the ultimate goal of Human OEE is not to do more.

It is to reach a state of sharper awareness with less mental fragmentation.


What Is Human OEE?

Perhaps Human OEE is not a new productivity metric.

It may be more about asking ourselves a few fundamental questions:

Availability:
Am I really here?

Performance:
Can I sustain my attention and use the capacity I have?

Quality:
Can I see, discern and act appropriately?

The aim is not maximum output.

Maximum awareness.

Because high output does not always mean good flow.

Sometimes we work very fast, but the system keeps stopping.

Sometimes we do many things, but we fail to see what really matters.

Sometimes we are extremely busy, but not truly productive.


But Humans Are Not Machines

We should not forget the limitations of this analogy.

Humans are not machines.

Machines are designed to produce a specific output.

Humans change.

They learn.

They adapt.

They feel.

They think.

And most importantly, they can observe their own system.

So the aim here is not to turn humans into more efficient machines.

It is to try to understand the human as a system.

To see how we use our body, breath, attention, mind and awareness.

Perhaps the real question is not how to make humans work more;

but how to enable a person who understands their own system to work better.


Human Operational Excellence

Perhaps, while applying Lean thinking in factories, there is another system we sometimes overlook.

The human.

We invest in predictive maintenance.

We invest in automation.

We implement digitalisation and AI projects.

We improve processes.

We monitor real-time data.

But how much do we think about how effectively the human operating within all these systems is using their own system?

Because no technology can completely replace a human who:

pays attention → thinks → decides → learns → adapts

A production line would not be expected to deliver stable performance if we ignored its equipment.

Perhaps we should not expect sustainable performance from people while ignoring their own systems either.

Maybe the question we should ask as leaders is not:

“How can I get the highest performance from my employees?”

But instead:

“What can I do to enable them to perform their roles with the highest possible level of awareness and insight?”

Because a human who pays attention → thinks → decides → learns → adapts is one of the most valuable investments for developing continuous improvement and, ultimately, operational excellence within a business.

And when this investment is made through the development of the individual, it can create a genuine win-win for both the individual and the business.

Perhaps this is why Human OEE is worth thinking about.

And perhaps true Operational Excellence is not about doing more.

It is about becoming clear enough to see what really needs to be done.

And perhaps creating the right mindset and culture for this starts with investing more in the individual.

İNSANIN OEE’Sİ